Kürtaj, günlük kullanımda çoğunlukla istenmeyen bir gebeliğin cerrahi olarak sonlandırılması anlamında kullanılmaktadır. Ancak kürtaj yalnızca isteğe bağlı gebelik sonlandırılması için yapılan bir işlem değildir. İstenen ancak gelişimi durmuş, kalp aktivitesi kaybolmuş veya sağlıklı şekilde devam etmediği tespit edilmiş gebeliklerde de rahim içindeki gebelik dokusunun boşaltılması gerekebilir.

Kürtaj kelimesi, kürete etmek yani kazımak fiilinden gelmektedir. Vakum aspirasyon yönteminin kullanılmadığı dönemlerde rahim içerisindeki gebelik dokusu veya diğer dokular metal küretler yardımıyla mekanik olarak çıkarıldığı için işlem “küretaj” olarak adlandırılmıştır. Günümüzde ise erken gebeliklerin cerrahi olarak sonlandırılmasında rahim içinin keskin aletlerle kazınması yerine daha çok vakum aspirasyon yöntemi kullanılmaktadır.
Küretaj terimi gebelik dışında rahim içerisinden doku alınması gereken bazı işlemler için de kullanılabilir. Anormal rahim kanamaları, rahim iç tabakasında kalınlaşma veya endometriumdan patolojik inceleme amacıyla örnek alınması gereken durumlarda rahim içinden doku örneği alınabilir. Bununla birlikte günümüzde bu amaçla klasik küretajın yanında pipelle biyopsi ve histeroskopi gibi daha hedefe yönelik yöntemlerden de yararlanıyoruz.
Halk arasında kürtaj, küretaj, kürtaş veya kurtaş gibi farklı isimlerle ifade edilen işlem aslında bir rahim tahliyesi yöntemidir. İsteğe bağlı gebelik sonlandırılmasında Türkiye'deki yasal sınır gebeliğin 10. haftasının dolmasına kadardır. Günümüzde erken gebeliklerde cerrahi yöntem tercih edildiğinde çoğunlukla ince kanüller kullanılarak vakum aspirasyon uygulanır.
Kürtaj Ankara konusunda kliniğime başvuran hastalarımla ilk görüşmede benim için en önemli konu yalnızca işlemin nasıl yapılacağı değildir. Öncelikle gebeliğin gerçekten rahim içerisinde olup olmadığını, gebelik haftasını, hastanın sağlık durumunu ve işlemin tıbbi açıdan uygunluğunu değerlendiriyorum. Ardından hasta ile yöntemi, anestezi seçeneklerini, işlem sonrasını ve olası riskleri ayrıntılı olarak konuşuyoruz.
Planlanmamış bir gebelikle karşılaşmak bazı kadınlar için yalnızca tıbbi değil, duygusal açıdan da zor bir süreç olabilir. Kaygı, kararsızlık veya suçluluk gibi farklı duygular yaşanabilir. Bu nedenle Ankara'da kürtaj için başvuran hastalarıma yaklaşımımda mahremiyetin, açık iletişimin ve hastanın kendi kararını baskı altında kalmadan verebilmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.
Türkiye'de isteğe bağlı gebelik sonlandırılması 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmiştir. Annenin sağlığı açısından tıbbi bir sakınca bulunmaması halinde gebeliğin 10. haftası doluncaya kadar isteğe bağlı rahim tahliyesi yapılabilir. Ankara'da gerçekleştirilen kürtaj işlemleri de diğer şehirlerde olduğu gibi aynı ulusal mevzuata tabidir.
Gebeliğin 10. haftasından sonra ise durum farklıdır. İsteğe bağlı gebelik sonlandırılması yapılamaz. Ancak gebeliğin annenin hayatını tehdit etmesi veya doğacak çocuk açısından kanunda tanımlanan ağır tıbbi durumların bulunması halinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile ilgili branş uzmanının objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporları doğrultusunda gebeliğin sonlandırılması mümkün olabilir. Embriyo veya fetüsün yaşamını kaybettiği gebeliklerde yapılan işlem ise isteğe bağlı kürtajdan farklı olarak gebelik kaybının tıbbi tedavisi kapsamında değerlendirilir.
Ankara'da kürtaj için kliniğime başvuran bir hastada ilk olarak gebelik öyküsünü ve son adet tarihini değerlendiriyorum. Gerekli durumlarda ultrasonografi ile gebeliğin rahim içerisindeki yerleşimini, yaklaşık haftasını ve gelişimini kontrol ediyorum. Özellikle çok erken gebeliklerde gebelik kesesinin henüz görülmemesi durumunda dış gebelik olasılığını göz ardı etmemek gerekir.
Muayene sırasında hastanın kullandığı ilaçları, bilinen hastalıklarını, daha önce geçirdiği ameliyatları, kan grubunu ve varsa ilaç alerjilerini de sorguluyorum. Sedasyon planlanıyorsa anestezi açısından gerekli değerlendirme yapılıyor. Benim için kürtaj öncesindeki bu değerlendirme, işlemin kendisi kadar önemlidir.
Ankara’da kürtaj fiyatları, işlemin uygulanacağı gebelik haftasına, tercih edilen anestezi yöntemine ve hastanın tıbbi değerlendirmesine göre değişiklik gösterebilir. Kürtaj planlamasında fiyat kadar işlemin deneyimli bir kadın doğum uzmanı tarafından, uygun ve steril sağlık koşullarında gerçekleştirilmesi de önemlidir. Ankara’da kürtaj için başvuran hastalarımda öncelikle ultrasonografi ile gebelik haftasını ve gebeliğin rahim içindeki yerleşimini değerlendiriyor, sonrasında hastaya uygun işlem ve anestezi planını belirliyorum.
Kürtaj yani isteğe bağlı gebelik sonlandırılması, Türkiye'de 24 Mayıs 1983 tarihinde kabul edilen 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun ile düzenlenmiş yasal bir tıbbi işlemdir.
Kanuna göre gebeliğin 10. haftası doluncaya kadar, annenin sağlığı açısından tıbbi bir sakınca bulunmaması halinde isteğe bağlı gebelik sonlandırılması mümkündür. Burada yalnızca “18 yaşın üzerindeki kadınlara kürtaj yapılabilir” şeklinde bir ifade kullanmak doğru değildir. Reşit olmayan kişiler açısından kişinin rızasının yanı sıra veli izni ve durumuna göre farklı yasal prosedürler söz konusudur.
Mevcut mevzuata göre evli kadınlarda isteğe bağlı rahim tahliyesinde eş rızası da aranmaktadır. Reşit olmayan kişiler veya vesayet altında bulunan hastalarda ise onam süreci farklı düzenlemelere tabidir. Ayrıca gebeliğin bir suç sonucunda oluştuğu veya çocuğun korunmasını gerektiren bir durumun bulunduğu vakalarda farklı hukuki yükümlülükler ortaya çıkabileceğinden her hasta kendi koşulları içerisinde değerlendirilmelidir.
Yasal olarak isteğe bağlı gebeliğin 10. haftası doluncaya kadar sonlandırılması mümkündür. Gebelik 10 haftadan büyük olduğunda ise isteğe bağlı kürtaj yapılamaz. Bununla birlikte gebeliğin annenin hayatını tehdit etmesi veya doğacak çocuk açısından kanunda belirtilen ağır tıbbi durumların bulunması halinde, ilgili uzmanların objektif bulgulara dayanan gerekçeli raporlarıyla gebeliğin sonlandırılması mümkün olabilir. Bu durumlar için genel olarak geçerli bir “24. hafta sınırı” bulunduğunu söylemek doğru değildir.
Gebeliğin haftasının nasıl hesaplandığına da burada bir açıklama getirmek gerektiğini düşünüyorum.
Çiftler bazen gebelik haftasını cinsel ilişkinin gerçekleştiği veya döllenmenin olduğunu düşündükleri tarihten itibaren hesaplıyor. Ancak tıbbi gebelik haftası bu şekilde hesaplanmaz.
Gebelik haftasını hesaplarken son adet tarihinin ilk gününü başlangıç kabul ediyoruz. Bu tarih genellikle döllenmeden yaklaşık iki hafta öncesine denk gelir. Örneğin son adet tarihine göre 6 haftalık olarak değerlendirdiğimiz bir gebelikte döllenme yaklaşık 4 hafta önce gerçekleşmiş olabilir. Son adet tarihini hatırlamayan veya adetleri düzensiz olan kadınlarda ise ultrasonografi ölçümleri gebelik haftasının değerlendirilmesinde özellikle önemlidir.
Kürtaj veya rahim tahliyesinin uygulanabileceği durumları şöyle sıralayabilirim:
Gebelik sırasında geçirilen enfeksiyon, ilaç kullanımı veya radyasyon maruziyeti ise tek başına otomatik olarak kürtaj yapılması gerektiği anlamına gelmez. Bu gibi durumlarda kullanılan ilacın türü ve dozu, radyasyon miktarı, enfeksiyonun gebeliğin hangi döneminde geçirildiği ve fetüs açısından oluşturduğu gerçek risk ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ben hastalarıma bu tür durumlarda gebeliği sonlandırma kararı verilmeden önce ayrıntılı perinatoloji ve gerektiğinde ilgili branş değerlendirmesini öneriyorum.
Vakum aspirasyon tekniğinin kullanılmadığı dönemlerde kürtaj işlemi, küret adı verilen metal cerrahi aletlerle rahim içerisindeki dokunun mekanik olarak çıkarılması şeklinde yapılırdı.
Keskin küretlerle yapılan işlemlerde rahim iç duvarına daha fazla mekanik temas söz konusudur. Özellikle rahim içinin gereğinden fazla kazınması; rahim iç tabakasının zarar görmesi, rahim içi yapışıklık gelişmesi ve nadiren rahim duvarının delinmesi gibi komplikasyonlara yol açabilir.
Günümüzde erken gebeliklerin cerrahi olarak sonlandırılmasında, özel durumlar dışında keskin küretajı rutin olarak tercih etmiyorum. Modern yaklaşımda rahim içinin kazınması yerine gebelik dokusunun kontrollü negatif basınçla uzaklaştırıldığı vakum aspirasyon yöntemi kullanılmaktadır.
Vakum aspirasyon yöntemi, erken gebeliklerin cerrahi olarak sonlandırılmasında günümüzde tercih edilen yöntemdir. İnce ve esnek kanüller kullanılması nedeniyle rahim duvarına mekanik temas klasik keskin küretaja göre daha azdır.
Probe küretaj, gebelik dışında rahim içerisinden doku örneği alınarak patolojik inceleme yapılması amacıyla kullanılan daha eski bir tanımlamadır.
Hamile olmayan kadınlarda anormal rahim kanaması, uzamış veya aşırı adet kanaması, menopoz sonrası kanama veya ultrasonografide rahim iç tabakasında kalınlaşma görülmesi gibi durumlarda endometriumdan doku örneği almak gerekebilir.
Günümüzde her hastada klasik probe küretaj yapılması gerekmemektedir. Hastanın yaşına, kanama şekline, ultrasonografi bulgularına ve rahim iç tabakasının özelliklerine göre pipelle endometrial biyopsi, histeroskopi veya dilatasyon-küretaj yöntemlerinden biri tercih edilebilir.
Alınan doku patoloji uzmanı tarafından incelenir ve sonuç hastanın bundan sonraki tedavisinin planlanmasına yardımcı olur. Çok yoğun kanaması bulunan seçilmiş hastalarda rahim içerisindeki dokunun uzaklaştırılması aynı zamanda kanamanın kontrol edilmesine de yardımcı olabilir.
Tıbbi literatürde D&C (dilatasyon ve küretaj) rahim ağzının genişletilmesi ve rahim içerisinden doku çıkarılması işlemini ifade eder.
“Dilatasyon”, serviks yani rahim ağzının gerekli ölçüde genişletilmesi anlamına gelir. “Küretaj” ise rahim içindeki dokunun küret adı verilen cerrahi alet yardımıyla çıkarılmasını ifade eder.
Burada klasik D&C ile günümüzde erken gebelik sonlandırmalarında kullandığımız vakum aspirasyon yöntemini birbirinden ayırmak gerekir. Vakum aspirasyonda rahim içerisine ince bir kanül ilerletilir ve gebelik dokusu kontrollü negatif basınç yardımıyla aspire edilir. Rahim duvarının keskin bir küretle rutin olarak kazınmasına gerek yoktur.
Bu nedenle hastalar günlük dilde işlemi hâlâ “kürtaj” olarak adlandırsa da, erken gebelikte uyguladığımız modern cerrahi yöntem çoğunlukla klasik keskin küretaj değil, vakum aspirasyondur.
Vakum aspirasyonla kürtaj, gebeliğin cerrahi olarak sonlandırılmasında kullanılan kısa süreli bir işlemdir. Hastalarım işlem öncesinde doğal olarak “Nasıl yapılıyor?” sorusunu çok sık soruyor. Ben de belirsizliğin kaygıyı artırdığını düşündüğüm için işlemin aşamalarını önceden anlatmayı önemsiyorum.
Basamak basamak ele alırsak:
Her hastada rahim ağzının mekanik olarak genişletilmesi gerekmez. Ancak servikal kanalın dar olduğu, kanülün rahat ilerletilemediği veya klinik olarak gerekli görülen durumlarda rahim ağzının kontrollü biçimde genişletilmesi gerekebilir.
Böyle durumlarda serviks, uygun çapta dilatatörlerle kademeli olarak genişletilebilir. Rahim ağzının genişletilmesi de dikkat ve deneyim gerektiren bir işlemdir; gereğinden fazla kuvvet uygulanması servikal yaralanma veya nadiren rahim perforasyonu riskini artırabilir.
Dilatasyon gerekip gerekmediğine yalnızca hastanın daha önce sezaryen olup olmadığına bakarak karar verilmez. Gebelik haftası, rahim ağzının yapısı, daha önce vajinal doğum yapılıp yapılmadığı ve hastaya ait anatomik özellikler birlikte değerlendirilir.
Kürtaj kararı bazı kadınlar için duygusal açıdan da zorlayıcı olabilir. Kliniğime başvuran hastalarımda işlem öncesi kaygının oldukça sık olduğunu görüyorum. Bu nedenle benim için yalnızca işlemin teknik olarak doğru yapılması değil, hastanın ağrı ve kaygısının mümkün olduğunca iyi kontrol edilmesi de önemlidir.
Rahim ağzı ve rahim, gerilme ve kasılmaya karşı duyarlıdır. Rahim ağzının manipülasyonu ve rahmin işlem sırasında kasılması ağrıya neden olabilir. Lokal anestezi bu ağrının bir bölümünü azaltabilir ancak rahim kasılmasına bağlı kramp hissini her zaman tamamen ortadan kaldırmayabilir.
Anestezi yöntemini belirlerken hastanın genel sağlık durumunu, kullandığı ilaçları, daha önce doğum yapıp yapmadığını, gebelik haftasını, ağrı eşiğini, kaygı düzeyini ve hastanın tercihini birlikte değerlendiriyorum.
Halk arasında “uyutularak kürtaj” olarak ifade edilen yöntem çoğunlukla kısa süreli intravenöz sedasyondur. Sedasyon ile genel anestezi aynı şey değildir.
Sedasyonda anestezi uzmanı tarafından damar yoluyla ilaç uygulanır ve hastanın bilinç düzeyi kontrollü olarak azaltılır. Kullanılan sedasyonun derinliğine göre hasta işlem sırasında uyku halinde olabilir ve işlemi daha sonra hatırlamayabilir.
Sedasyon sırasında kullanılan ilaçlar solunum ve dolaşımı etkileyebileceği için işlem boyunca hastanın oksijen düzeyi, kalp hızı, kan basıncı ve solunumu takip edilir. Bu nedenle sedasyonun uygun ekipman bulunan bir ortamda ve anestezi konusunda deneyimli hekim tarafından uygulanması önemlidir.
Sedasyonda çoğu hastanın entübe edilmesi gerekmez. Bununla birlikte bu durum sedasyonun tamamen risksiz olduğu anlamına gelmez. Anestezi derinliği hastanın ihtiyacına göre ayarlanır ve gerekli tüm güvenlik önlemleri alınır.
Sedasyon uygulanacak hastalarda işlem öncesindeki açlık süresi önemlidir. Bunun nedeni mide içeriğinin solunum yollarına kaçması anlamına gelen aspirasyon riskini azaltmaktır. Açlık süresi tüketilen yiyecek ve içeceğin türüne ve hastanın sağlık durumuna göre değişebilir. Genel olarak katı gıdalar için daha uzun, berrak sıvılar için daha kısa açlık süreleri uygulanır. Bu nedenle hastalarımdan internetteki genel sürelere göre hareket etmek yerine anestezi ekibinin kendilerine verdiği açlık ve sıvı tüketimi talimatlarına uymalarını istiyorum.
Lokal anestezi ile yapılan kürtajda anestezi uzmanı tarafından uyutma işlemi yapılmaz. Jinekolog tarafından rahim ağzı çevresine lokal anestezik ilaç uygulanır. Bu uygulama paraservikal blok olarak adlandırılır.
Lokal anestezi rahim ağzının manipülasyonuna bağlı ağrıyı azaltır. Bununla birlikte rahmin kasılmasına bağlı adet sancısına benzeyen kramp veya baskı hissi tamamen ortadan kalkmayabilir.
Bazı hastalar lokal anestezi altında işlemi oldukça rahat geçirirken bazı hastalarda daha belirgin ağrı ve rahatsızlık hissi oluşabilir. Ağrı deneyimi kişiden kişiye değiştiği için hangi anestezi yönteminin daha uygun olduğuna hastayla birlikte karar vermeyi tercih ediyorum.
Sadece lokal anestezi planlanan hastalarda sedasyon uygulanacak hastalarla aynı açlık kuralları her zaman gerekli olmayabilir. Ancak işlem sırasında sedasyon ihtimali söz konusuysa anestezi ekibinin açlık talimatlarına uyulmalıdır. Gerekli gördüğüm hastalarda işlem öncesinde uygun bir ağrı kesici de planlayabiliyorum.
Kürtaj için başvuran hastalarda işlem öncesi değerlendirmeyi en az işlemin kendisi kadar önemli buluyorum. Öncelikle gebelik haftası, hastanın yaşı ve yasal onam koşulları değerlendirilmelidir. Evli hastalarda mevcut mevzuatın gerektirdiği onam süreci de işlem öncesinde tamamlanmalıdır.
Kürtaj yaptırılacak sağlık kuruluşunun ve işlemi gerçekleştirecek hekimin seçiminin önemli olduğunu düşünüyorum. İşlemin uygun sağlık koşullarında yapılması, sterilizasyon kurallarına uyulması, tek kullanımlık malzemelerin gerektiği şekilde kullanılması, hastanın mahremiyetine özen gösterilmesi ve gerektiğinde acil müdahale olanaklarının bulunması önemlidir.
Sedasyon uygulanacak hastanın işlem günü yanında kendisine eşlik edecek bir yakının bulunmasını öneriyorum. Sedasyon sonrasında aynı gün araç kullanılmaması, tek başına trafiğe çıkılmaması ve dikkat gerektiren önemli işlerin ertelenmesi uygundur.
Sedasyon uygulanacak hastalarda işlem öncesi açlık kurallarına uyulması gerekir. Ancak artık tüm hastalara “4-6 saat hiçbir şey yemeyin ve su dahi içmeyin” şeklinde tek bir kural vermek doğru değildir. Genel anestezi ve sedasyon uygulamalarında hafif katı gıdalar için çoğunlukla yaklaşık 6 saatlik açlık gerekirken berrak sıvılara bazı hastalarda işlemden 2 saat öncesine kadar izin verilebilir. Hastanın sağlık durumu ve kullanılacak anestezi yöntemine göre bu süreler değişebileceği için anestezi ekibinin verdiği kişisel talimat esas alınmalıdır.
Hastanın mahremiyetini ve psikolojik konforunu da önemsiyorum. Özellikle yoğun kaygısı olan hastalarda işlemin her aşamasının önceden anlatılması ve jinekolojik hazırlığın mümkün olduğunca hastanın rahatlığını gözeterek yapılması, sürecin daha kolay geçirilmesine yardımcı olabilir.
Kan grubu ve Rh durumu açısından da artık herkese aynı yaklaşımı uygulamak yerine gebelik haftasına ve güncel kılavuzlara göre değerlendirme yapmak daha doğrudur. Özellikle 12 haftanın altındaki gebeliklerde rutin anti-D uygulaması konusunda uluslararası öneriler son yıllarda değişmiştir. Bu nedenle Rh negatif hastalarda gerekli yaklaşımı kişisel olarak değerlendiriyorum.
Kürtaj sonrasında hastayı klinik durumuna göre bir süre dinlendiriyorum. Sedasyon uygulanmışsa tansiyon, nabız, solunum ve genel durumunun normale dönmesi ve hastanın güvenli şekilde ayağa kalkabilmesi önemlidir.
Sedasyon sonrası kısa süreli sersemlik, uyku hali, baş dönmesi veya bulantı görülebilir. Bunlar kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkabilir ve çoğunlukla kısa sürede azalır. Ancak hastanın tamamen kendine geldiğinden emin olmadan klinikten ayrılmasını uygun bulmuyorum.
Sedasyon uygulanan hastaların aynı gün araç kullanmamasını ve dikkat gerektiren işlerden uzak durmasını öneriyorum. Mümkünse günü dinlenerek geçirmek daha uygundur.
Hasta tamamen uyanık olduğunda, bulantısı yoksa ve güvenli şekilde yutabiliyorsa su içmeye ve hafif gıdalar tüketmeye başlanabilir. Yemek yiyebilmek için mutlaka 1,5-2 saat beklenmesi gereken sabit bir süre yoktur.
Kürtaj sonrası aynı gün duş alınabilir. Güncel bilgiler doğrultusunda komplikasyonsuz bir işlemden sonra banyo, yüzme veya günlük aktivitelere dönmek için herkese uygulanması gereken zorunlu iki haftalık bir yasak bulunmamaktadır. Hastanın kanaması, ağrısı ve genel durumuna göre günlük hayatına dönmesini öneriyorum.
Cerrahi kürtajda enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla uygun antibiyotik profilaksisi uygulanabilir. Ancak her hastanın işlem sonrasında mutlaka bir hafta antibiyotik kullanması gerektiğini söylemek doğru değildir. Kullanılacak ilaçlar ve kullanım süresi hastanın klinik durumuna göre belirlenmelidir. Ağrı olduğunda uygun ağrı kesiciler kullanılabilir.
Rh negatif hastalarda anti-D immünoglobulin gerekliliği de her hastada otomatik olarak aynı değildir. Gebelik haftası, hastanın Rh durumu ve güncel protokoller dikkate alınarak karar verilmelidir.
Kürtajdan sonra hafif veya orta miktarda kanama ve lekelenme görülebilir. Bazı kadınlarda birkaç gün sürerken bazı kadınlarda aralıklı olarak daha uzun devam edebilir. Kanamanın giderek azalması beklenir.
İşlem sonrası cinsel ilişki için de herkese “mutlaka iki hafta beklemelisiniz” şeklinde kesin bir süre vermiyorum. Hasta kendisini fiziksel olarak hazır hissettiğinde, belirgin ağrı veya yoğun kanama olmadığında ve enfeksiyon düşündüren bir bulgu bulunmadığında cinsel yaşama dönülebilir. Burada önemli noktalardan biri, yumurtlamanın ilk adet gelmeden önce başlayabileceğini unutmamaktır. Yeni bir gebelik istenmiyorsa korunma yöntemi geciktirilmeden planlanmalıdır.
Kürtaj sonrasında özel bir pansuman veya özel bir diyet gerekmez. Hasta kendisini iyi hissettiğinde normal beslenmesine dönebilir.
Emzirme dönemindeki hastalarımın en sık sorduğu konulardan biri de anestezi ilaçlarının süte geçip geçmediğidir. Günümüzde kullanılan anestezi ilaçlarının büyük bölümü anne sütüne çok düşük miktarlarda geçer. Çoğu durumda anne tamamen uyanık, kendinde ve bebeğini güvenli biçimde emzirebilecek durumdaysa emzirmeye devam edebilir. Rutin olarak sütü sağıp dökmek gerekli değildir. Bununla birlikte kullanılacak anestezik, ağrı kesici veya antibiyotik emzirme açısından ayrıca değerlendirilmelidir.
Kürtaj kararı ve bu süreç bazı kadınlar açısından duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Ancak her kadının bu süreci aynı şekilde yaşamadığını özellikle belirtmek isterim. Bazı hastalar üzüntü, kaygı veya suçluluk yaşarken bazı hastalar rahatlama hissedebilir; bazılarında ise bu duyguların birkaçı aynı anda görülebilir.
Hastalarımla yaptığım görüşmelerde, ihtiyaç duyan kadınlar için eş, partner, aile veya güvendikleri yakınlarından alınan desteğin süreci kolaylaştırabildiğini görüyorum. Duygusal zorlanma uzun sürüyorsa profesyonel psikolojik destekten yararlanmak da değerlendirilebilir.
Fiziksel olarak ise kürtaj sonrasında şunlar görülebilir:
Kürtaj sonrası vajinal akıntıda bir miktar değişiklik olması tek başına rahim içi enfeksiyon anlamına gelmez. Ancak kötü kokulu akıntı, ateş, giderek artan kasık ağrısı, yoğun kanama veya genel durumda bozulma varsa hastanın değerlendirilmesi gerekir.
Akıntının uzun süre devam etmesi, kaşıntı veya kötü koku gibi belirtilerin eşlik etmesi halinde vajinal enfeksiyonlar açısından muayene yapılabilir ve gerekli görüldüğünde uygun testler planlanabilir.
Kürtaj, uygun gebelik haftasında, doğru yöntemle ve deneyimli bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından yapıldığında genel olarak güvenli bir işlemdir. Özellikle günümüzde kullanılan vakum aspirasyon yöntemi, rahim iç duvarına gereksiz travmayı azaltarak işlemin daha kontrollü yapılmasını sağlar.
Hastalarıma her zaman şunu anlatıyorum: Kürtaj tamamen risksiz bir işlem değildir ancak ciddi komplikasyonlar nadirdir. Enfeksiyon, kanama, rahim içinde parça kalması veya çok seyrek olarak rahim duvarının zarar görmesi gibi riskler bulunabilir. Uygun teknik ve steril koşullarda yapılan komplikasyonsuz bir kürtajın gelecekteki doğurganlığı olumsuz etkilemesi beklenmez.
Her şeyin planlandığı şekilde ilerlediği erken gebeliklerde vakum aspirasyon işleminin kendisi çoğunlukla 5-10 dakika içerisinde tamamlanır.
Rahmin ileri derecede öne veya arkaya dönük olması, rahim ağzında darlık, rahim ağzına yakın yerleşimli miyom, rahim içerisindeki yapısal farklılıklar veya kontrollü servikal genişletme gereksinimi işlemin biraz daha uzun sürmesine neden olabilir.
Burada hastalarıma özellikle şunu anlatıyorum: İşlem süresi ile klinikte geçirilen toplam süre aynı değildir. Sedasyon uygulanacaksa anestezi hazırlığı ve işlem sonrası gözlem nedeniyle klinikte daha uzun süre kalmak gerekir.
Tıpta yapılan hiçbir girişimin riski sıfır değildir. Kürtaj da kısa süreli ve komplikasyon oranı düşük bir işlem olmakla birlikte tamamen risksiz değildir.
Uygun gebelik haftasında, doğru yöntemle, steril koşullarda ve deneyimli bir ekip tarafından gerçekleştirilen vakum aspirasyonda ciddi komplikasyonlar seyrektir. Bununla birlikte işlem öncesinde hastalarıma olası riskleri mutlaka anlatıyorum.
Kürtaj işleminin başlıca risklerini sıralayacak olursam:
Servikal yaralanma: İşlem sırasında rahim ağzının tutulması veya genişletilmesi sırasında servikste küçük yaralanmalar meydana gelebilir. Bunların büyük bölümü hafiftir ancak nadiren ek müdahale gerekebilir.
Kanama: Kürtaj sonrasında adet kanamasına benzeyen kanama veya lekelenme görülebilir. Gebelik haftası ilerledikçe kanama riski genel olarak artabilir. Çok yoğun veya giderek artan kanama ise normal kabul edilmez ve değerlendirilmelidir.
Enfeksiyon: Kürtaj sonrasında rahim içi enfeksiyon gelişmesi mümkündür ancak uygun antisepsi, steril cerrahi teknik ve önerilen antibiyotik profilaksisi ile bu risk azaltılabilir. İşlem sonrasında ateş, giderek artan kasık ağrısı veya kötü kokulu vajinal akıntı gelişmesi halinde enfeksiyon açısından değerlendirme gerekir.
Rahmin delinmesi (uterin perforasyon): Rahim duvarının işlem sırasında kullanılan bir alet veya kanül tarafından delinmesine uterin perforasyon adı verilir. Bu komplikasyon nadirdir ancak tamamen ortadan kaldırılamaz. Rahim ağzının zor genişletildiği durumlar, anatomik farklılıklar veya gebelik haftasının ilerlemesi riski etkileyebilir.
Uterin perforasyon şüphesinde yaklaşım perforasyonun şekline, kullanılan alete, kanama olup olmadığına ve hastanın genel durumuna göre değişir. Bazı küçük ve komplikasyonsuz perforasyonlarda yakın gözlem yeterli olabilirken; kanama, iç organ yaralanması şüphesi veya hastanın genel durumunda bozulma varsa laparoskopi veya başka bir cerrahi müdahale gerekebilir.
Asherman Sendromu (Rahim İçi Yapışıklıklar): Rahim içerisinde oluşan yapışıklıkların belirgin klinik bulgularla birlikte görülmesine Asherman sendromu denir. Adet miktarında belirgin azalma, adet görememe veya gebelikle ilgili sorunlara neden olabilir.
Asherman sendromu vakum aspirasyon sonrasında seyrek görülür. Rahim iç tabakasının keskin küretlerle aşırı derecede travmatize edilmesi ise rahim içi yapışıklık riskini artırabilir. Günümüzde erken gebeliklerde vakum aspirasyonun tercih edilmesinin nedenlerinden biri de rahim duvarına gereksiz mekanik travmayı azaltmaktır.
Gebeliğin devam etmesi: Cerrahi gebelik sonlandırılmasının başarısız olması ve gebeliğin devam etmesi nadir görülen bir komplikasyondur. Çok erken gebelikler bu açıdan daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Burada önemli olan gebeliğin yerleşimidir. Pozitif gebelik testi olmasına rağmen ultrasonografide rahim içinde gebelik görülmüyorsa yalnızca “gebelik çok erken” varsayımıyla hareket edilmemelidir. Dış gebelik olasılığı da değerlendirilmelidir. Böyle bir durumda seri β-hCG ölçümleri, tekrarlayan ultrasonografi veya hastanın klinik durumuna göre uygun takip planı gerekebilir.
Rahim İçinde Doku Kalması: Vakum aspirasyon sonrasında gebelik dokusunun bir bölümünün rahim içerisinde kalması mümkündür. Buna rezidü gebelik materyali veya retained products of conception adı verilir.
İşlem sonrasında uzayan veya giderek artan kanama, geçmeyen ağrı, ateş veya başka şikâyetler varsa ultrasonografi ile değerlendirme yapılabilir. Kliniğimde işlem sonunda ultrasonografi ile rahim içini kontrol etmeyi tercih ediyorum. Bununla birlikte komplikasyonsuz her hastada yalnızca “parça kalmış mı?” kontrolü amacıyla 10-14 gün sonra zorunlu ultrasonografi yapılması evrensel bir gereklilik değildir; kontrol planını hastanın klinik durumuna göre belirlemek daha doğrudur.
Anestezi ve Sedasyona Bağlı Riskler: Sedasyonda kullanılan ilaçlara bağlı tansiyon düşmesi, bulantı, alerjik reaksiyon, solunumun baskılanması veya çok nadiren mide içeriğinin solunum yollarına kaçması gibi komplikasyonlar görülebilir.
Bu nedenle sedasyon öncesinde hastanın açlık durumu, mevcut hastalıkları ve kullandığı ilaçlar değerlendirilir. İşlem boyunca solunum ve dolaşım fonksiyonları monitörize edilir ve hasta tamamen toparlanana kadar gözlem altında tutulur.
Abortus, gebeliğin kendiliğinden sonlanmasını ifade eden tıbbi bir terimdir. Düşükleri değerlendirirken tam düşük ve tam olmayan düşük ayrımını yapmak önemlidir.
Komplet abortus, gebelik dokularının tamamen rahim dışına atıldığı tam düşük anlamına gelir. Hastanın kanaması kontrol altındaysa, genel durumu iyiyse ve yapılan değerlendirmede rahim içinde müdahale gerektiren gebelik dokusu bulunmuyorsa kürtaj yapılması gerekmez.
İnkomplet abortus ise gebelik dokusunun bir bölümünün rahim içerisinde kaldığı tam olmayan düşük anlamına gelir. Bu durumda uzamış kanama, ağrı ve bazı hastalarda enfeksiyon riski ortaya çıkabilir.
Ancak burada önemli bir noktayı özellikle vurgulamak isterim: Tam olmayan her düşük mutlaka kürtaj yapılması gerektiği anlamına gelmez.
Hastanın kanama miktarı, ağrısı, gebelik haftası, ultrasonografi bulguları, enfeksiyon olup olmadığı ve hastanın tercihi birlikte değerlendirilir. Uygun hastalarda bir süre kendiliğinden düşmenin tamamlanmasını beklemek, medikal tedavi uygulamak veya vakum aspirasyon ile rahim içerisindeki dokuyu çıkarmak seçeneklerinden biri tercih edilebilir.
Ultrasonografi önemli bilgiler verir ancak yalnızca endometrium kalınlığına veya rahim içerisinde görülen küçük bir dokuya bakarak otomatik olarak kürtaj kararı vermek doğru değildir. Hastanın klinik durumu ile ultrasonografi birlikte değerlendirilmelidir.
Ankara'da kürtaj için kliniğime başvuran hastalarımda işlemi yalnızca birkaç dakikalık bir cerrahi müdahale olarak görmüyorum. Gebelik haftasının doğru belirlenmesi, dış gebelik olasılığının değerlendirilmesi, hastanın kullandığı ilaçların ve sağlık durumunun bilinmesi, uygun anestezi yönteminin seçilmesi ve işlem sonrasında hangi belirtilerde hekime başvurulması gerektiğinin anlatılması sürecin önemli parçalarıdır.
Hastalarıma işlem öncesinde akıllarındaki soruları sormaları için zaman ayırmaya çalışıyorum. Vakum aspirasyonun nasıl yapıldığı, hangi anestezi yönteminin seçileceği, işlem sonrası kanama ve ağrının ne kadar sürebileceği, adetlerin ne zaman başlayacağı ve yeniden gebelikten nasıl korunulacağı gibi konuları işlemden önce konuşmanın hastanın kaygısını azalttığını düşünüyorum.
Evet. Türkiye'de mevcut mevzuata göre evli olmayan, reşit bir kadın gerekli tıbbi koşulların sağlanması halinde gebeliğinin 10. haftası doluncaya kadar kendi rızasıyla isteğe bağlı gebelik sonlandırma işlemi yaptırabilir. Partnerinin veya erkek arkadaşının onayı gerekmez.
Burada önemli olan gebelik haftasının doğru belirlenmesi, işlemin tıbbi açıdan uygun olması ve hastanın kendi özgür iradesiyle karar vermesidir.
Türkiye'de yürürlükte olan 2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun kapsamında, evli kadınlarda isteğe bağlı gebelik sonlandırılması için eş rızası da aranmaktadır. Evli olmayan reşit kadınlarda ise partner onayı gerekli değildir.
Hasta mahremiyeti benim özellikle önem verdiğim konulardan biridir. Kürtaj dahil olmak üzere hastanın muayenesi, tetkikleri ve tedavisiyle ilgili sağlık bilgileri tıbbi gizlilik ve kişisel verilerin korunması kapsamında değerlendirilir.
Hastanın sağlık bilgileri, hastanın izni veya kanundan kaynaklanan bir zorunluluk bulunmadıkça üçüncü kişilerle paylaşılmaz. Bununla birlikte gerçekleştirilen sağlık hizmetleri ilgili sağlık kayıt sistemlerinde yer alabilir; fiziksel olarak “kimsenin hiçbir şekilde öğrenemeyeceği” şeklinde mutlak bir garanti vermek doğru değildir.
Komplikasyonsuz vakum aspirasyon sonrasında rahimde kürtaja özgü kalıcı bir iz oluşmasını beklemeyiz. Aradan zaman geçtikten sonra yalnızca jinekolojik muayene veya ultrasonografi yaparak bir kadının geçmişte kürtaj olup olmadığını kesin şekilde söylemek genellikle mümkün değildir.
İşlemden hemen sonraki dönemde rahim içi görünüm, kanama veya β-hCG pozitifliği yakın zamanda bir gebelik bulunduğunu gösterebilir; ancak bu bulgular kürtaja özgü değildir ve düşük sonrasında da görülebilir.
18 yaşından küçük kişiler açısından onam süreci erişkinlerden farklıdır. Mevcut mevzuata göre küçüğün kendi rızasının yanında velisinin izni de gereklidir.
Gebeliğin cinsel istismar veya başka bir suçla ilişkili olabileceğini düşündüren durumlarda ise sağlık çalışanlarının ayrıca hukuki bildirim yükümlülükleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle konuyu yalnızca “15 yaş altı veya üstü” şeklinde tek bir yaş sınırına indirgemek doğru değildir; her vaka hukuki ve tıbbi koşullarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Hayır. Kürtaj işlemi dışarıdan bakılarak veya daha sonraki bir cinsel birliktelik sırasında anlaşılabilecek bir işlem değildir.
Komplikasyonsuz bir vakum aspirasyon sonrasında anatomik olarak kürtaja özgü kalıcı bir değişiklik beklemeyiz. Bununla birlikte işlemden sonraki ilk dönemde gebelik hormonu β-hCG bir süre daha pozitif kalabilir.
Erken gebelik haftalarında gerçekleştirilen vakum aspirasyon çoğunlukla günübirlik bir işlemdir ve hastanede gece yatışı gerekmez.
Lokal anestezi uygulanan hastalar genellikle kısa süreli gözlem sonrasında taburcu olabilir. Sedasyon uygulanmışsa hastanın tamamen uyanması, tansiyon ve nabız gibi yaşam bulgularının normal olması ve güvenli şekilde ayağa kalkabilmesi beklenir.
Komplikasyonsuz bir vakum aspirasyon sonrasında hastalarımın büyük bölümü kısa sürede günlük hayatına dönebiliyor.
Lokal anestezi ile işlem yapılan ve kendisini iyi hisseden bir hasta aynı gün günlük aktivitelerini sürdürebilir. Sedasyon uygulanmışsa o gün araç kullanılmamasını, önemli kararlar alınmamasını ve dikkat gerektiren aktivitelerden kaçınılmasını öneriyorum.
Komplikasyonsuz erken gebelik sonlandırmasından sonra herkesin mutlaka bir veya iki adet dönemi beklemesi gerektiğine ilişkin tıbbi bir kural yoktur.
Yumurtlama ilk adet kanaması görülmeden önce tekrar başlayabilir. Dolayısıyla kürtajdan kısa süre sonra yeniden gebelik mümkündür.
Yeni bir gebelik planlayan hastalarımda işlemin sorunsuz tamamlanmış olması, kanamanın sona ermesi, varsa tıbbi sorunların değerlendirilmesi ve kadının kendisini fiziksel ve duygusal olarak hazır hissetmesi önemlidir.
Kürtaj sonrasında gebelik dokusu uzaklaştırılmış olsa bile β-hCG hormonu bir anda sıfırlanmaz. Hormon seviyesi giderek düşer.
Başlangıçtaki gebelik haftasına ve β-hCG düzeyine göre idrar veya kan gebelik testleri birkaç hafta daha pozitif çıkabilir. Bu nedenle işlemden birkaç gün sonra yapılan pozitif test tek başına gebeliğin devam ettiği anlamına gelmez.
Buna karşılık gebelik belirtileri devam ediyorsa, testlerin beklenen şekilde negatife dönmediği düşünülüyorsa veya kanama ve ağrı gibi başka şikâyetler varsa değerlendirme yapılmalıdır.
Tıbbi olarak ilaçla gebelik sonlandırma, yani medikal abortus adı verilen bilimsel olarak kabul edilmiş bir yöntem vardır. Özellikle erken gebelik döneminde dünyanın birçok ülkesinde kullanılan etkili bir yöntemdir.
Dolayısıyla “düşük ilaçları erken gebelikte etkisizdir” demek doğru değildir.
Ancak kullanılan ilaçların ruhsat, erişim ve uygulama koşulları ülkeden ülkeye değişmektedir. Türkiye'de hastaların internetten veya başka kaynaklardan temin ettiği ilaçları kendi başına kullanmasını kesinlikle önermiyorum. Özellikle dış gebeliğin fark edilmemesi, aşırı kanama veya gebeliğin tam olarak sonlanmaması ciddi sorunlara yol açabilir.
Halk arasında “bakirelik” olarak ifade edilen durum, vajinal cinsel ilişkinin yaşanmamış olmasını anlatmak için kullanılmaktadır. Himen yani kızlık zarı vajinayı tamamen kapatan bir yapı değildir.
Vajinal penetrasyon olmadan da spermin vajina girişine ulaşması halinde gebelik teorik olarak mümkündür.
Vajinal ilişki yaşamamış bir hastada kürtaj gerektiğinde vajinal giriş ve himen yapısı önceden değerlendirilir. Küçük boyutlu spekulum ve uygun teknikler kullanılabilir. Ancak işlemin himene hiçbir şekilde zarar vermeyeceğinin garantisi tıbben verilemez.
Kürtaj sonrasında görülen ilk kanama adet değildir. İşleme bağlı kanama veya lekelenme birkaç gün devam edebilir.
Gerçek ilk adet kanaması çoğunlukla işlemden 4-6 hafta sonra görülür. İlk adet önceki adetlerden biraz daha az veya daha fazla olabilir.
Çoğu kadında sonraki aylarda adet döngüsü eski düzenine döner. Adetin uzun süre başlamaması halinde gebelik olasılığı ve diğer nedenler açısından değerlendirme yapılması uygun olur.
Komplikasyonsuz ve uygun teknikle yapılan vakum aspirasyonun tek başına kısırlığa neden olması beklenmez.
Gelecekte doğurganlığı etkileyebilecek asıl sorunlar, nadiren gelişebilen ciddi enfeksiyon veya rahim içerisinde yapışıklık oluşması gibi komplikasyonlardır.
Keskin küretlerle rahim içinin aşırı kazınması rahim içi yapışıklık riskini artırabileceği için günümüzde erken gebeliklerde vakum aspirasyonu tercih ediyoruz.
Evet. Uygun hastalarda bakırlı veya hormonlu rahim içi araç, vakum aspirasyon işleminin başarıyla tamamlandığı aynı seansta uygulanabilir.
Bunun avantajı, hastanın kliniği etkili bir doğum kontrol yöntemiyle terk edebilmesidir.
Aktif pelvik enfeksiyon, rahim içi anatomik sorun veya işlem sırasında gelişen bir komplikasyon varsa spiral uygulamasını ertelemek gerekebilir.
Tek bir doğum kontrol yöntemi bütün kadınlar için “en iyi yöntem” değildir.
Hastamın yaşını, mevcut hastalıklarını, sigara kullanımını, adet düzenini, ne kadar süre gebelik düşünmediğini ve kişisel tercihlerini değerlendirerek birlikte karar veriyorum.
Doğum kontrol hapları, rahim içi araçlar, implant, enjeksiyonlar, kondom ve diğer yöntemler uygun hastalarda kullanılabilir. Kürtajı bir doğum kontrol yöntemi olarak görmemek ve işlem sonrasında etkili korunmayı planlamak önemlidir.
Doğum kontrol hapına başlamak için ilk adet kanamasını beklemek çoğu zaman gerekli değildir.
Uygun hastalarda kombine veya yalnız progesteron içeren doğum kontrol haplarına kürtaj sonrasında hemen başlanabilir.
Ayrıca “ilk kutuda koruyuculuk düşüktür, ikinci kutudan sonra tam korur” şeklindeki bilgi doğru değildir. Ek korunmanın gerekip gerekmediği kullanılan ilacın türüne ve hangi gün başlandığına göre değişir. Hastaya reçete edilen yönteme özel kullanım talimatı verilmelidir.
Reşit ve evli olmayan kadınlarda, yasal gebelik haftası ve diğer tıbbi koşullar uygunsa kadının kendi rızası esastır ve partner onayı aranmaz.
Mevcut Türkiye mevzuatına göre evli kadınlarda isteğe bağlı gebelik sonlandırılması için eş rızası da düzenlenmiştir.
Himen yapısı kadından kadına önemli ölçüde değişir. Bazı hastalarda vajinal giriş yeterince geniş ve esnek olduğu için küçük cerrahi aletlerle işlem sırasında himende belirgin bir yaralanma oluşmayabilir.
Bununla birlikte hiçbir hekim “himen kesinlikle zarar görmeyecek” garantisi veremez. Ben bu durumda işlem öncesinde hastaya anatomik durumu ve olası riski açık biçimde anlatmayı daha doğru buluyorum.
Ağrı kişiden kişiye değişir.
Lokal anestezi rahim ağzından kaynaklanan ağrıyı önemli ölçüde azaltabilir ancak rahmin kasılmasına bağlı adet sancısına benzer kramplar tamamen ortadan kalkmayabilir.
Sedasyon uygulandığında ise hasta genellikle işlemi hissetmez veya hatırlamaz. Hangi yöntemin uygun olduğuna hastanın sağlık durumu, gebelik haftası, kaygısı ve tercihi doğrultusunda karar veriyorum.
Tıbben “en fazla şu kadar kez kürtaj yapılabilir” şeklinde belirlenmiş bir sayı yoktur.
Uygun yöntem ve koşullarda tekrarlanan kürtajların her biri ayrı ayrı değerlendirilir. Ancak kürtajın bir doğum kontrol yöntemi olmadığını özellikle vurguluyorum.
Tekrarlayan planlanmamış gebeliklerde hastanın kendi tercihine uygun, etkili ve sürdürülebilir bir doğum kontrol yönteminin planlanması daha doğru olur.
Vakum aspirasyonda rahim içindeki gebelik dokusu kontrollü negatif basınç yardımıyla uzaklaştırılır.
Rahim duvarının keskin metal küretlerle rutin olarak kazınmasına ihtiyaç duyulmaması en önemli avantajıdır. Bu nedenle klasik keskin küretaja göre rahim iç tabakasına mekanik travma daha azdır.
Erken gebeliklerin cerrahi olarak sonlandırılmasında günümüzde tercih edilen yöntemin vakum aspirasyon olmasının temel nedenlerinden biri budur.
Kürtaj için herkes açısından geçerli tek bir “en erken gün” söylemek doğru değildir.
Gebelik testi pozitif olduğu halde ultrasonografide gebeliğin yeri henüz görülmüyorsa gebelik çok erken olabilir. Bunun yanında dış gebelik olasılığı da göz önünde bulundurulmalıdır.
Ben çok erken gebeliklerde hastanın son adet tarihini, klinik bulgularını, ultrasonografiyi ve gerekli durumlarda seri β-hCG değerlerini birlikte değerlendiriyorum.
β-hCG için “2000'in altında kese görülmez, 2000'in üzerinde mutlaka görülür” şeklinde kesin bir sınır kullanmak günümüzde doğru kabul edilmiyor.
Bu sorunun cevabı her hasta için yalnızca “evet” veya “hayır” değildir.
Ultrasonografide gebeliğin henüz görülememesi çok erken bir rahim içi gebeliğe bağlı olabileceği gibi dış gebelik de söz konusu olabilir. Bu durum yeri bilinmeyen gebelik olarak değerlendirilir.
Ben klinik uygulamamda mümkün olduğunda rahim içi gebeliğin yerleşimini netleştirmeyi tercih ediyorum. Gebeliğin yeri belirlenemiyorsa hastanın şikâyetleri, seri β-hCG sonuçları ve tekrar ultrasonografi birlikte değerlendirilmelidir. Dış gebelik ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Herkes için geçerli tek bir “en ideal kürtaj haftası” yoktur.
Önemli olan gebeliğin haftasının ve yerleşiminin doğru belirlenmesi, işlemin yasal sınırlar içinde olması ve hastanın tıbbi değerlendirmesinin tamamlanmasıdır.
Erken gebeliklerde işlem genellikle daha kısa ve teknik olarak daha kolaydır. Gebelik haftası ilerledikçe kanama ve bazı komplikasyonların görülme olasılığı artabilir. Ancak yalnızca bu nedenle 5., 6. veya 7. haftayı herkese “en uygun dönem” olarak tanımlamak doğru değildir.
Kürtaj sonrasında herkes için zorunlu olan kesin bir “iki hafta cinsel ilişki yasağı” bulunmamaktadır.
Kanama ve ağrının azalması, hastanın kendisini hazır hissetmesi ve ateş, kötü kokulu akıntı veya enfeksiyon düşündüren başka bir bulgunun bulunmaması önemlidir.
Yeni gebelik istenmiyorsa korunmaya işlem sonrasında hemen başlanmalıdır; çünkü yumurtlama ilk adet kanamasından önce gerçekleşebilir.
Kürtajdan sonra giderek artan kasık veya karın ağrısı, ateş, titreme, kötü kokulu vajinal akıntı ve genel durumda bozulma enfeksiyon açısından değerlendirilmesi gereken belirtilerdir.
Bu belirtilerin ortaya çıkması için mutlaka iki hafta geçmesi gerekmez. Enfeksiyon daha erken dönemde de gelişebilir.
Sadece vajinal akıntının artması ise tek başına rahim içi enfeksiyon anlamına gelmez. Vajinal flora değişiklikleri veya farklı vajinal enfeksiyonlar da akıntıya neden olabilir.
En önemli nokta işlemin uygun sağlık koşullarında, steril cerrahi teknikle ve deneyimli bir ekip tarafından yapılmasıdır.
Cerrahi gebelik sonlandırmalarında enfeksiyon riskini azaltmak amacıyla uygun antibiyotik profilaksisi uygulanabilir. Ancak her hastanın işlemden sonra uzun süre antibiyotik kullanması gerektiğini söylemek doğru değildir.
Vajinal duş veya hekim tarafından önerilmeyen vajinal ürünleri kullanmamak da uygundur.
Havuz, deniz veya küvete girmek ve cinsel ilişki için herkes açısından zorunlu iki haftalık bir yasak bulunmamaktadır; hastanın iyileşmesi ve klinik durumu dikkate alınmalıdır.
İlk adet çoğunlukla kürtajdan yaklaşık 4-6 hafta sonra görülür.
Yumurtlama adet kanamasından önce gerçekleştiği için hasta ilk adetini görmeden yeniden gebe kalabilir.
İlk adet miktar ve süre açısından önceki adetlerden biraz farklı olabilir. Daha sonraki aylarda döngünün eski düzenine dönmesini bekleriz.
Bulantı ve halsizlik gibi bazı erken gebelik belirtileri işlemden sonraki birkaç gün içerisinde azalmaya başlayabilir.
Meme hassasiyeti gibi bazı belirtilerin tamamen kaybolması daha uzun sürebilir. Gebelik belirtilerinin bir haftadan uzun süre belirgin şekilde devam etmesi, özellikle buna pozitif test, çok az kanama veya başka şikâyetler eşlik ediyorsa değerlendirme gerektirir.
Hayır. İlk gebeliğin kürtajla sonlandırılmasının daha sonraki gebeliklerde kısırlığa yol açtığına ilişkin inanış bilimsel değildir.
Uygun koşullarda ve komplikasyonsuz gerçekleştirilen vakum aspirasyonun gelecekte gebe kalma olasılığını azaltması beklenmez.
Nadiren meydana gelen ciddi rahim içi enfeksiyon veya rahim içi yapışıklık gibi komplikasyonlar doğurganlığı etkileyebilir.
Evet. Komplikasyonsuz bir kürtaj sonrasında gelecekte doğal yolla gebe kalmak ve sağlıklı gebelik geçirmek mümkündür.
Hatta yumurtlama kısa süre içerisinde yeniden başlayabildiği için gebelik ilk adet kanaması görülmeden bile oluşabilir.
Evet.
Yumurtlama ilk adet kanamasından önce gerçekleştiği için kürtaj sonrasında adet görmeden yeniden hamile kalmak mümkündür.
Bu nedenle yeni bir gebelik istenmiyorsa doğum kontrol yönteminin ilk adeti beklemeden planlanması önemlidir.
Kürtaj sonrasında gebelik dokusunun bir bölümünün rahim içerisinde kalmasına rezidü gebelik dokusu denir.
Bu durum uzayan veya giderek artan kanama, kasık ağrısı, ateş veya kötü kokulu akıntıya neden olabilir. Bazı hastalarda ise belirgin şikâyet olmayabilir.
Tanı yalnızca ultrason görüntüsüne bakılarak değil, hastanın klinik durumu ve ultrasonografi bulguları birlikte değerlendirilerek konulur. Her rahim içi görüntü otomatik olarak yeniden kürtaj yapılmasını gerektirmez.
Hayır. Kürtajdan sonra hiç kanama olmaması veya çok az lekelenme görülmesi tek başına anormal bir durum değildir.
Bununla birlikte şiddetli ağrı, ateş, kötü kokulu akıntı veya gebelik belirtilerinin devam etmesi gibi başka belirtiler varsa kontrol gerekir.
Evet. Vakum aspirasyondan sonra hafif kanama veya lekelenme görülebilir.
Kanamanın miktarı kişiden kişiye değişir. Genellikle zaman içerisinde azalmasını bekleriz.
Çok yoğun kanama, giderek artan kanama veya kanamaya şiddetli ağrı ve ateşin eşlik etmesi halinde değerlendirme gerekir.
Kürtaj sonrasında adet sancısına benzeyen kramplar sık görülebilir.
Ağrı çoğunlukla ilk saatlerde daha belirgindir ve sonraki günlerde giderek azalır. Bir haftaya kadar hafif aralıklı kramplar görülebilir ancak giderek artan veya ağrı kesiciye rağmen geçmeyen ağrı normal kabul edilmemelidir.
Komplikasyonsuz bir işlemden sonra herkesin bir hafta spor yapmaması gerektiğine ilişkin kesin bir tıbbi kural yoktur.
Kendini iyi hisseden hastalar hafif günlük aktivitelerine kısa sürede dönebilir. Yoğun egzersiz, ağır kaldırma veya yüksek tempolu spor için ise kanama ve ağrının azalmasını beklemek daha konforlu olabilir.
Kendi vücudunuzu dinlemenizi ve ağrı veya kanama artıyorsa aktiviteyi azaltmanızı öneriyorum.
Kürtaj sonrasında özel bir diyet uygulanması gerekmez.
Sedasyon yapılmışsa hasta tamamen uyanık olduğunda ve bulantısı yoksa önce su ve hafif gıdalarla başlanabilir. Aynı gün çok yağlı veya ağır yiyecekler bazı hastalarda bulantıyı artırabilir.
Sonrasında normal beslenmeye dönülebilir.
Evet. Emzirme döneminde gerekli tıbbi değerlendirme yapılarak kürtaj uygulanabilir.
Anestezi, ağrı kesici ve gerekli diğer ilaçlar seçilirken emzirme dikkate alınmalıdır.
Günümüzde kullanılan anestezik ve sedatif ilaçların büyük bölümü anne sütüne çok düşük miktarlarda geçer. Anne tamamen uyanık, kendinde ve bebeğine güvenli şekilde bakabilecek duruma geldiğinde çoğu durumda emzirmeye devam edebilir. Rutin olarak sütü sağıp dökmek gerekmez.
Bu soruyu yalnızca birkaç hastalık ismiyle yanıtlamak doğru olmaz.
Türkiye'de isteğe bağlı gebelik sonlandırılması gebeliğin 10. haftası doluncaya kadar yasal koşullar çerçevesinde uygulanabilir. Daha ileri gebelik haftalarında ise yalnızca mevzuatta belirtilen tıbbi durumlarda sonlandırma söz konusu olabilir.
Aktif ciddi enfeksiyon, kontrolsüz kanama bozukluğu veya önemli kalp-akciğer hastalığı bulunan hastalarda işlem tamamen yasak olmayabilir; ancak uygun hastane koşullarında, gerekli branşlarla birlikte değerlendirme yapılması gerekebilir.
Boş gebelik, yani anembriyonik gebelik, gebelik kesesinin geliştiği ancak embriyonun gelişmediği erken gebelik kaybı türlerinden biridir.
Tanının ultrasonografik kriterlerle kesinleştirilmesi önemlidir; çok erken normal bir gebeliğin yanlışlıkla boş gebelik olarak değerlendirilmemesi gerekir.
Kesin tanı konulduktan sonra hastanın durumuna göre bekleme, medikal tedavi veya vakum aspirasyon seçeneklerinden biri değerlendirilebilir.
Hayır. Türkiye'de kürtaj tamamen yasak değildir.
2827 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'a göre annenin sağlığı açısından tıbbi sakınca bulunmaması halinde gebeliğin 10. haftası doluncaya kadar isteğe bağlı gebelik sonlandırılması yapılabilir.
Onam koşulları kişinin yaşı ve medeni durumuna göre değişebilir.
Cerrahi gebelik sonlandırmasından sonra gebeliğin devam etmesi nadir görülen ancak mümkün olan bir komplikasyondur.
Çok erken gebelik, rahim anatomisindeki farklılıklar, servikal darlık veya işlemin tamamlanamaması gibi çeşitli nedenler rol oynayabilir.
Gebelik belirtilerinin devam etmesi veya kontrolde devam eden gebelik saptanması halinde hastanın yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Bu konudaki uluslararası öneriler son yıllarda değişmiştir.
Eskiden Rh negatif olan kadınlara erken gebelik kaybı veya kürtaj sonrasında rutin olarak anti-D immünoglobulin uygulanması daha yaygın bir yaklaşımdı. Güncel uluslararası kılavuzların bir bölümü, özellikle 12 haftanın altındaki gebeliklerde rutin anti-D uygulanmasını artık önermemektedir.
Bununla birlikte ülkelere ve kurumların kullandığı protokollere göre uygulama farklılık gösterebilir. Bu nedenle Rh negatif hastalarımda gebelik haftasını ve güncel protokolü dikkate alarak kişisel değerlendirme yapıyorum.
Hayır. Vakum aspirasyon sonrasında dışarıdan bakım gerektiren cerrahi bir yara olmadığı için rutin pansuman yapılmaz.
Normal kişisel hijyen yeterlidir. Vajina içerisine antiseptik, sabun veya hekim tarafından önerilmeyen ürünlerin uygulanmasını önermiyorum.
Ankara'da kürtaj için kliniğime başvuran hastalarımda ultrasonografiyi gebeliğin haftasını ve yerleşimini değerlendirmek açısından önemli buluyorum.
Çok erken gebeliklerde dış gebeliğin gözden kaçırılmaması, rahmin yapısının değerlendirilmesi ve gebelik haftasının doğru belirlenmesi işlem planının güvenli şekilde yapılmasına yardımcı olur.
Özellikle son adet tarihini hatırlamayan veya adetleri düzensiz olan kadınlarda ultrasonografi daha da önem kazanır.
Komplikasyonsuz vakum aspirasyon sonrasında her hastanın mutlaka belirli bir günde ultrason kontrolüne gelmesi gerektiğini söylemek doğru değildir.
Ben kontrol gerekliliğini gebelik haftasına, işlem sırasında elde edilen bulgulara ve hastanın sonraki şikâyetlerine göre değerlendiriyorum.
Yoğun veya giderek artan kanama, geçmeyen şiddetli ağrı, ateş, kötü kokulu akıntı veya gebelik belirtilerinin devam etmesi halinde ise planlanan kontrol tarihini beklemeden değerlendirme yapılmalıdır.
BU SAYFA BİLGİLENDİRME AMAÇLIDIR
Bu sayfada yer alan bilgiler genel tıbbi bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve kişisel muayene, tanı veya tedavinin yerini tutmaz. Gebeliğin sonlandırılmasıyla ilgili yöntem, uygunluk ve takip planı; gebelik haftası, kişinin sağlık durumu ve yürürlükteki mevzuat dikkate alınarak hekim tarafından bireysel olarak değerlendirilmelidir. Bu bilgiler herhangi bir ilacın veya tıbbi yöntemin hekim değerlendirmesi olmadan uygulanması amacıyla kullanılamaz.